Makaleler
  1. 17. Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu (m. 289/2)

 

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu kanunun 289. Maddesinde düzenlenmiş ve tanımı yapılmıştır. Bu maddeye göre; “Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunmak, Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olmak” şeklinde düzenlenmiş ve tanımlanmıştır.

 

Birinci fıkraya göre suçun konusunu oluşturan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunulması bu suçu oluşturacaktır. Teslim amacı muhafaza olduğu için, suçun konusunu oluşturan malın örneğin satılması, başkasına verilmesi gibi bu amaçla bağdaşmayan davranışlar, söz konusu suçu oluşturacaktır. Failin suç konusu eşyanın malik olması, cezanın indirilmesini gerektiren bir neden olarak kabul edilir.

 

Maddenin ikinci fıkrasında bu suçla ilgili olarak etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın kovuşturma başlamadan önce geri verilmesi veya bunun mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesi, etkin pişmanlığı gösteren kişi açısından cezada indirim yapılmasını gerektiren bir şahsi sebep olarak kabul edilmiştir.

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık hükümlerine Türk Ceza Kanunu’nun 289. Maddesinin 2. Fıkrasında yer verilmiştir. Buna göre; Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın kovuşturma başlamadan önce geri verilmesi, etkin pişmanlığı gösteren kişi açısından cezada indirim yapılmasını gerektiren bir şahsi sebep olarak kabul edilmiştir.

 

Yani bu iade tazmini şartını, yerine getiren fail hakkında verilecek cezanın beşte dördü indirilecektir veya bunun mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesi, etkin pişmanlığı gösteren kişi açısından cezada indirim yapılmasını gerektiren bir şahsi sebep olarak kabul edilmiştir.

 

  1. 18. Tutuklu veya hükümlünün kaçması suçu (m. 292-293)

 

Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu; “Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü, Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi, Bu suçun, silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi, Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi” şeklindedir.

 

Kanun, gözaltına alındıktan sonra veya tutuklandıktan sonra kaçan kimseleri cezalandırmaktadır. Kanunen gözaltına alındıktan sonra kaçan kimseler de madde kapsamına alınmış olup, örneğin; karakol, nezarethanesinden kaçan kimseler hakkında da maddenin uygulanması sağlanmıştır.

 

Tutuklu veya hükümlünün kaçması suçunda etkin pişmanlık 293. Maddede düzenlenmiştir; Düzenlemeye göre gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlüler açısından etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için, teslim olgusunun kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir. Yani teslim olgusu serbest irade ürünü olmadığı takdirde, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılamayacaktır.

 

  1. 19. İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu (m. 297/4)

İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu TCK’nın 297. Maddesinde; “İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi” hakkında verilecek ceza düzenlenmiştir.

Bu suç tipinde bazı eşyaların yetkisiz olarak ceza infaz kurumlarına sokulması veya bulundurulması, suç haline getirilmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan eşyaları yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu bunu kimden aldığını ve ne suretle elde ettiğini bildirirse etkin pişmanlıktan yararlanabilecektir. Söz konusu yasak eşyayı infaz kurumuna sokan kişinin etkin pişmanlık kapsamına alınmadığı anlaşılacaktır. İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçunda etkin pişmanlık; Maddenin 4. fıkrasında suç konusu yasak eşyayı infaz kurumu veya tutukevinde bulunduran kişiler açısından bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Bu fıkra hükmü uyarınca, 1. ve 2. fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Ancak aynı indirimden, yasak eşyayı infaz kurumuna sokan fail ya da infaz kurumunda bulunduran ya da kullanan infaz koruma görevlisinin yararlanması olanaklı değildir. Çünkü etkin pişmanlığa ilişkin bu indirimden yalnızca hükümlü ve tutukluların yararlanması öngörülmüştür.

  1. 20. Silahlı örgüt yöneticisi veya üyesi olma suçu (m. 221-314)

 

Silahlı örgüt yöneticisi veya üyesi olma suçu TCK’nın 314. Maddesinde; “…dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, birinci fıkradaki tanımlanan örgüte üye olanlara… “şeklinde düzenlenmiştir.

Belirtelim ki TCK 312. Maddesinde, Anayasal düzene karşı suçlar başlığı altında darbeye teşebbüs suçu, TCK 311. Maddede Hükümete karşı suç başlığıyla TCK 309. Maddede Yasama organına karşı suç başlığıyla Anayasayı ihlal suçu halinde üç suç halinde düzenlenmiştir. Darbeye teşebbüs suçunun cezası, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Maddelere göre, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti yasama organının, hükümetinin veya anayasal düzeninin ortadan kaldırılmasına teşebbüs eden kişi, hem darbeye teşebbüs suçundan hem de işlediği her suçtan ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Bu hüküm ayrı bir düzenlemedir. Düzenlemenin birinci fıkrasında bu fıkra kapsamına giren suçları işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak veya yönetmek, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. İkinci fıkrada ise, bu nitelikleri taşıyan örgüte üye olmak, ayrı bir suç olarak yaptırım altına alınmıştır.

Düzenlemede geçen temel kavram örgüttür. Dikkat edilmelidir ki, genel olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgüte üye olmak, kanunda yaptırım altına alınmış olmasına rağmen; bu maddede işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından bir sınırlama getirilmiştir. Her iki suç açısından da örgütün niteliği bakımından farklılık vardır. Bu madde kapsamına giren örgütün, silahlı olması gerekmektedir. Yani silah bu suçun unsurunu oluşturmaktadır.

Örgütün bütün mensuplarının silahlı olması bu suç açısından zorunlu değildir; hedeflenen suçların işlenmesini sağlayabilecek derecede olmak üzere bazı üyelerin silahlı olması, suçun oluşması için yeterlidir. Her halde silah sayısının suçun oluşması bakımından yeterli olup olmadığının takdiri Hakime aittir.

Bu suç açısından etkin pişmanlık halleri 221. Maddede düzenlenmiştir. Silahlı örgüt yöneticisi veya üyesi olma suçunda etkin pişmanlık TCK 314. Maddesi 3. Fıkrasında; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. Şeklinde belirtmek suretiyle TCK 221. Maddeye doğrudan atıf yapmıştır.

Buna göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümlerin, bu suç açısından da aynen uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu suçla bağlantılı olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ve bu doğrultuda gerekçelendirilmesi esas alınmalıdır.

Bu suça ilişkin diğer hususlar hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçuna ilişkin madde gerekçesi ile bu suça bağlantılı etkin pişmanlık hükmünün gerekçesine bakılmalıdır.

Darbeye teşebbüs suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. kısaca, hükümete karşı suç işleyen TCK 312. Madde tanımlamasındaki Darbeye Teşebbüs Suçu’nda etkin pişmanlık söz konusu olmayacaktır. Örgüt üyesi, kurucusu veya yöneticisi hakkında uygulama alanı olan TCK 221. Maddesi’ndeki etkin pişmanlık hükümleri, darbeye teşebbüs suçu açısından uygulanmaz.

  1. 21. Suç için anlaşma suçu (m. 316/2)

 

Suç için anlaşma suçu TCK’nın 316. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir; “Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişi, maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırlarsa, suçların ağırlık derecesine göre” cezaya hükmolunacağı şeklindedir.

Madde gerekçesinde; madde devletin ülkesine, egemenliğine, birliğine ve Anayasa düzenine karşı suçlardan herhangi birini işlemek üzere gerçekleştirilecek birleşmeleri önlemek maksadıyla caydırıcı bir tehlike suçunu meydana getirmiş bulunmaktadır. Bu maddede yer alan suç sadece bir anlaşmanın gerçekleştirilmesiyle oluşmaktadır. Anlaşmadan maksat, iki veya daha fazla kişinin madde metinde gösterildiği üzere, maddi olgularla belirlenen bir biçimde, bir irade birleşmesine varmış olmalarıdır. Suçun işlenmesinde kullanılacak vasıtalar hakkında da anlaşmanın gerçekleşmesi gereklidir.

765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 171. Maddesinde gizlice ittifak sözcükleri kullanılmıştır. Gizlice sözcüğü Kaynak Kanunda yoktur ve anlamsızdır. Bu nedenle yeniden meydana getirilen suç tanımında bu kelimeye yer verilmemiştir. Anlaşmanın açıkça yapılmış olması halinde fiilin suç teşkil etmemesinin anlamı olmaz.

Anlaşma konularından birisini oluşturan elverişli vasıtalardan suçun işlenmesinde kolaylık sağlayan her türlü gereçleri anlamak gereklidir. Ancak suçun işlenmesinde anlaşanların, vasıtayı da saptamış olmaları gerekir. Maddede yer alan anlaşmanın “maddi olgularla belirlenen bir biçimde olması” ibaresi, suçun oluştuğunu kabul edebilmek için bulunması gerekli delillerin, niteliğine işaret etmektedir.

Bir suçun işlenmesi için sadece anlaşmaya varmak, anlaşma konusu suç açısından bir hazırlık hareketidir. Eğer anlaşma konusu suçun icrasına başlanmamışsa, bu anlaşma dolayısıyla iştirak ve teşebbüs hükümlerinden hareketle cezaya hükmedilemeyecektir. Ancak, bu madde kapsamına giren suçlar açısından farklı bir yol izlenmiştir. Madde kapsamına giren suçların işlenmesi hususunda anlaşmaya varılması, bu suçlardan bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu madde kapsamına giren suçların icrasına başlanmamış olması bile, bu suçları işlemeye yönelik bir hazırlık hareketi mahiyetinde olup, anlaşma dolayısıyla cezaya hükmedilebilecektir.

Anlaşmaya varanların sayı bakımından yeterli olup olmadıkları, anlaşanların toplumda işgal ettikleri yer, kişilikleri, temsil ettikleri güç bakımından netice alabilecek durumda olup olmadıkları Hakim tarafından takdir edilecek ve saptanacaktır.

Suç için anlaşma suçunda etkin pişmanlık hükümleri TCK madde 316/2’de düzenlenmiş olup; “amaçlanan suç işlenmeden veya anlaşma dolayısıyla soruşturmaya başlanmadan önce bu ittifaktan çekilenlere ceza verilmez.”

Bu maddenin ikinci fıkrası ile, cezasızlık haliyle sonuçlanan bir etkin pişmanlık hali getirilmiştir. Buna göre; işlenmesi kararlaştırılan suçun icra hareketlerine geçilmesinden önce ve soruşturmaya başlamadan ittifaktan yani anlaşmadan çekilme halinde, çekilene ceza verilmeyecektir. Ancak, soruşturma başladıktan sonra anlaşmadan çekilme halinde bu etkin pişmanlık hali uygulanmayacaktır.

Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanacağı Zaman

Etkin pişmanlığa uygun, TCK’nın 168. maddesinde sayılan suçlardan birisinin işlenmiş olması, Tamamlanmış bir suçun söz konusu olması (teşebbüs halinde etkin pişmanlık uygulanmaz) Sanığın veya şüphelinin pişmanlık göstererek, aynen iade veya tazmin suretiyle zararı gidermesi, Sanığın veya şüphelinin aynen iade veya tazmini kendi isteğiyle yapmış olması, İade veya tazminin, dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce yapılması gibi hallerde etkin pişmanlık hükümleri her suç tipi açısından farklılık göstererek uygulanacaktır.

Sonuç

Sonuç olarak etkin pişmanlık hükümleri her suç tipinde farklı olmakla birlikte yukarıda açıklamaya çalıştığımız bazı suçlarda uygulama açısından aynı olacaktır. Bu suç tiplerinin, suçun ağırlığına, işleniş biçimine göre farklılık gösterirken bazı suçlarda cezayı kaldıran şahsi cezasızlık sebebi olarak şüpheli/sanık hakkında cezaya hükmolunmayacak olup, bazı suç tiplerinde ise cezayı azaltan etkin pişmanlık hükümleri olarak karşımıza çıkacaktır. Her suç tipini somut olayın içeriğine göre ayrı ayrı ele almak gerekir.

Av. Osman Talha YILDIZ