Tüm dünyada etkisini gösteren Korona virüs salgınının beraberinde getirdiği ve ülkemizde de kullanılmaya başlanan aşılar, zorunlu aşı tartışmalarını tüm kamuoyunun gündemine getirdi. Korona virüsle mücadele de etkili yöntemlerden biri olan aşı karşısında, birçok kişi daha tam olarak aşının etkisinin ve koruyuculuğunun tam olmadığı, hatta ve hatta aşının, yaptıranlara zarar verdiği gerekçeleriyle Korona virüs aşısına şüpheyle yaklaşmakta ve aşı olmayı reddetmektedirler.
Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan genelge ile, aşı olmayan işçilerin PCR testi yaptırması gerektiği belirtiliyor. Çalışan ve aşı ya da PCR testi yaptırmak istemeyen vatandaşlar; işverenler tarafından işten çıkartılıyor. Peki ya iş sözleşmesi işverence fesih edilen işçilerin bu durum karşısında ne gibi hakları mevcuttur? PCR testi zorunlu mu? İşçiler bu durum karşısında ne yapmalı? İşverenler PCR testi yaptırmak istemeyen işçileri, işten çıkartabilecek mi? Bu haftaki makalemizde, aşı olmak istemeyen ve PCR testini reddeden işçilerin, işverenler tarafından işten çıkartılması sorunu üzerinde duracağız.
Genelge Kapsamında Aşı ve PCR Testi Uygulaması
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgede işyeri veya işverenler tarafından, zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işçilerden istenebilecek şeklinde belirtilmiştir. Yani isteyen işverenler, işyerlerinde PCR testini zorunlu tutabilecek. Tüm mesleklerde çalışan işçiler için işveren, haftada bir kez işçinin zorunlu PCR testi yaptırmasını isteyebilecek.
Covid-19 hastalığı geçiren ve 6 aylık bağışıklık süresi içinde olan işçilerin, bu süre zarfında test yaptırmalarına gerek yoktur. İşverenler, tek doz aşı yaptırmış olsalar bile çalışanlardan PCR testi isteyebilir. İşverenler, işçilerden aşı olduğuna veya aşılarını tamamladığına ilişkin belgeleri kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında talep edebilir.
İşverenler, İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında aşı olmayan ya da aşılarını tamamlamayan işçileri, işyerinde karşılaşabilecekleri risk ve tedbirler konusunda yazılı olarak uyaracak. Peki ya aşı olmayı reddeden işçiler işten çıkartılabilir mi?
Aşıyı reddeden işçiler işten çıkartılabilir mi?
Aşı olmayan işçilerin hem işyerinin hem de diğer çalışanların genel sağlığını tehlikeye sokmaması açısından, işverenler tarafından yazılı olarak uyarılması gerekir.
İş yerlerinde aşı olmayıp, PCR testi de yaptırmayan ve korona virüs hastalığına yakalanan işçilerin, genel sağlığın korunması için çalıştırılmayacağı, ücretinde değişiklik olacağı, iş sözleşmesinin feshedilebileceği hususlarında işverenin işçiyi yazılı olarak uyarması gerekiyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yayımladığı genelge kapsamında zorunlu PCR testi uygulamasının nedeni ise; “Korona virüs aşısı tamamlanmamış işçilerin, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasını zorlaştırmasıdır. Bir işçinin Korona virüs testinin pozitif çıkması sonucu diğer işçilerin sağlık şartlarını zora sokacak ve çalışma düzeninin bozulması sonuçlarını doğuracaktır.
Aşı olmanın zorunlu olmadığı gibi, PCR testi yaptırmak da zorunlu değildir. İşçiden PCR testi istemek, genelge kapsamında işverenin isteğine bağlı tutulmuştur. İşveren test yaptırmayan işçiyi işten çıkartamaz. Ancak, işveren, iş yerinde çalışan bütün işçilere PCR testi yaptırmaları hususunda talepte bulunursa, işçilerin bu PCR testlerini zorunlu olarak yaptırması gerektiğinden hem aşı olmayan hem de test yaptırmayan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilebilir.
Kanuni Düzenlemeler, Yasal Dayanağı ve Yasadaki Karşılığı
Anayasamızın 17. maddesinde düzenlenen tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz. Kişinin rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Şeklindedir. Zorunlu olarak yapılması öngörülen aşı uygulaması tam anlamıyla Anayasa’ya ve Umumî Hıfzıssıhha Kanunu’nda yer alan 282. maddesine aykırı olduğu için değil, zorunlu aşı uygulaması için dayanak gösterilen Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun yeterli olmadığı içindir.
Zorunlu aşı uygulamasına karşı getirilen temel dayanak; aşının bir tıbbi müdahale olması ve kişinin rıza göstermeden yapılan tıbbi müdahalelerin de kişinin vücut bütünlüğü ve kişi dokunulmazlığını ihlal etmekte olduğu için zorunlu aşı uygulaması hukuka aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi de zorunlu aşı uygulaması nedeniyle yapılan başvuruları Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesini ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin “Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlıklı 8. maddesi üzerinden değerlendirmektedir. Anayasa’nın 17. Maddesine göre “herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Yine aynı maddenin devamında “tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz” Vücut bütünlüğü ve dokunulmazlığı hakkı kişinin en temel haklarındandır.
Türkiye’de temel hak ve özgürlükler Anayasa’nın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması” başlıklı 13. maddesi ile anayasal güvence altına alınmıştır. Bu maddede “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Bu nedenle getirilecek bir zorunlu korona virüs aşısı düzenlemesinin de bu maddeye aykırı olarak düzenlenmemesi gerekir. Zorunlu aşı uygulamasını Anayasa’nın 13. Maddesine göre Hakkın Özüne Dokunmama, Hakkın Yalnızca Kanunla Sınırlandırılması, Ölçülülük İlkesi gibi durumlarla sınırlandırılabilir.
Sonuç olarak, Korona virüs ile mücadele kapsamında çıkartılan (maske takma zorunluluğu, sokağa çıkma yasağı, aşı zorunluluğu gibi) uygulamaların, genelgeler ile düzenlenmesi Anayasa’ya ve hukuka aykırıdır. Korona virüsle mücadele kapsamında yapılan aşı uygulaması zorunlu duruma gelecek ise düzenlemenin kanun ile yapılması gerekir. Meclis tarafından çıkartılacak olan kanunda; aşının kim tarafından yapılacağı, nasıl uygulanacağı ve ne şekilde yapılacağı gibi hususlar açıkça yazmalıdır. Vatandaşların aşı olmayı reddetmesi halinde ne tür müeyyideler uygulanacağı açıkça belirlenmelidir. Ancak bu usuller ile getirilen bir yasal düzenleme Anayasa’ya ve kanuna uygun olacaktır.
Av. Osman Talha YILDIZ