12 Nisan 2023

Makaleler
GERÇEĞE AYKIRI BİLİRKİŞİLİK VEYA TERCÜMANLIK

Bilirkişilik ve tercümanlık yapan kişilerin yapmış oldukları işin gereği gerçeğe aykırı bir şekilde mütalaada bulunması durumunda bu kişiler işledikleri suç dolayısıyla Türk Ceza Kanunu bağlamında cezaya tabi tutulur.

Türk Ceza Yasası’nın 276. Maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma suçu; “Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Şeklinde düzenlenmiş ve bu eylem nedeniyle bilirkişi veya tercümanlara ceza verileceği hüküm altına alınmıştır.

Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kanun bilirkişi veya tercümanların, bilerek ve isteyerek gerçeği, yanlış olarak yansıtmalarını, yanlış tercüme yapmalarını ceza yaptırımına tabi tutmuştur. Bilirkişinin, kendi bilgi ve değerlendirmesi sonucu kanaat etmiş olduğu mütalanın (kastı olmamasına rağmen) hatalı olması durumunda suç oluşmayacaktır.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunun oluşması için gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık eyleminin mahkemeler gibi bazı kişi veya kurullarda yapılması gerekir.

Suç, şikayete bağlı suçlar arasında olmadığından, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu uzlaştırmaya tabi suçlardan değildir.

Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs

Türk Ceza Kanunu’nun 277. Maddesinde ise yargı görevi yapan bir kişiyi, bilirkişiyi ya da tanığı etkilemeye teşebbüs eden kişilerin cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Madde metninde, “Görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs eylemi, iltimas derecesini geçmediği takdirde faile, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası şeklinde ceza verilir.

Suç nasıl oluşur?

Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçu, yargı görevi yapan kişilerle bilirkişi veya tanıkla doğrudan bir ilişki kurulmasını gerekli hale getirir. Bununla birlikte, belirli bir karar vermesi için yargı görevi yapan bilirkişi, tanık ve v.b. kişilerden gerçeğe aykırı mütalaa ya da beyanda bulunması için talepte bulunulması ile suç oluşur. Etkilemeye teşebbüs suçunda, yargı görevi yapana, bilirkişiye veya tanığa gizli bir şekilde mesaj iletilir.

Bu nedenle, söz konusu suç, serbest hareketli bir suçtur. Bu suçun oluşabilmesi için, failin belirli bir amaç doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir. Suç tanımında, “hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs” unsuruna yer verildiğinden, suçun oluşabilmesi için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkileme girişiminin hukuka aykırı olması gerekir.

Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun oluşması için, “yargı görevi yapanın, bilirkişinin ya da tanığın” hukuka aykırı bir şekilde kendisine yapılan bu teklifi kabul ederek bu bağlamda bir karar vermesi veya işlem tesis etmesi sonucunda gerçeğe aykırı mütalaa ya da beyanda bulunması gerekmez. Bir karar vermesi için “yargı görevi yapan bilirkişi, tanıktan” gerçeğe aykırı mütalaa ya da beyanda bulunması için talepte bulunulması suçun oluşması için gerekli ve yeterlidir.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
YAZILI MEDYADA TEKZİP HAKKI

Cevap ve düzeltme hakkı, kişilerin ve kurumların, kendileriyle ilgili yayınları, aynı araçtan yararlanarak düşüncelerini açıklama, kendilerini savunma ve böylece yanlış beyanları düzeltme olanağı sunan bir haktır. Yazılı medya üzerinde çıkan gerçek dışı haberin muhatabı tarafından gerçek olmadığının ifade edilmesine tekzip denir.

Kanun düzeltme hakkının doğmasını haysiyet ve şerefe dokunan ve kişiyle ilgili gerçeğe aykırı olan yayınlara karşı tanımıştır. Haysiyet ve şerefe saldırı genellikle söz, davranış ve yayın yolu ile olur. Haysiyet ve şerefe dokunan yayınların, TCK’daki hakaret ve sövme suçunu oluşturacak nitelikte olması cevap ve düzeltme hakkının doğması için şart değildir. Yani haysiyet ve şerefe dokunan fakat hakaret ve sövme suçunu oluşturacak nitelikte olmayan yayınlara karşı da bu hakkın doğduğu kabul edilir. Kanun, şeref ve namus gibi kişinin özüne dokunan yayının gerçekleri yansıtması durumunda da cevap ve düzeltme hakkının var olduğunu kabul etmiştir.

Menfaati bozan yayınlara karşı ise cevap ve düzeltme hakkının kullanılması yerine, uğranılan zararın tazmin ve tamir edilmesi için özel hukuk kurallarına başvurulması daha yerinde olur. Kişi ile ilgili gerçeğe aykırı yayın yapılması da cevap düzeltme hakkının doğması için tek başına yeterli görülmüştür.

Gerçeğe aykırı yapılan yayının da objektif haber niteliğini taşıması ya da bir başka kaynaktan aktarılmış olması cevap ve düzeltme hakkının doğmasını engellemez. Gerçeğe aykırı yayının, kişilik haklarına herhangi bir zarar vermesi de şart değildir. Sadece yayının gerçeğe aykırı olması, cevap ve düzeltme hakkının doğması için yeterlidir.

Hukukumuzda, gerçeği niteleyen bir yayının, bireylerce subjektif olarak gerçeğe aykırı görülmesi cevap hakkının doğması için yeterli görülmemektedir. Bireyler tarafından gerçek bir olgunun kabul edilmeyerek gerçeğe aykırı olduğunun kabul edilmesi cevap ve düzeltme hakkının kullanılmasını gerektirmez. Zira hukukumuzda ilgili kişi kendisi ile ilgili yayının gerçeğe aykırı olduğunu ispatlamak durumunda bırakılmıştır.

Türk Hukuku’nda tekzip hakkı yazılı basımlar için 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenmiştir.

Tekzip başvurusu nasıl yapılır?

Yazılı medyada bir kişinin haysiyeti ve şerefine dokunan veya kendisiyle ilgili gerçeğe aykırı hareketler, düşünceler ve sözler izafesi suretiyle açık veya kapalı şekilde bir mevkutede yapılan yayımdan dolayı ilgili veya yetkili temsilcisi, yayının yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde imzasını taşıyan cevap veya düzeltme yazısını mevkutenin sorumlu müdürüne verebilir veya gönderebilir. Sorumlu müdür, cevap veya düzeltmeyi, aldığı tarihten itibaren 3 gün içinde inceler ve yayınlanmasına karar verdiği takdirde, inceleme süresinin bitiminden sonra çıkacak ilk nüshada, metne hiçbir mülahaza ve işaret katmaksızın ve bu cevap veya düzeltme dolayısıyla herhangi bir mütalaa beyan etmeksizin aynen ve tamamen yayınlamaya mecburdur.

Kimi durumlarda sorumlu müdürler tekzip talebini görmezden gelirler. Ancak tekzip metni talebi için verilen sürelere rağmen tekzip metninin yayımlanmaması halinde 15 gün içerisinde sulh ceza mahkemesine başvuru yapılabilir. Buna göre tekzip talep eden kişi 15 gün içinde sulh ceza mahkemesinden tekzip metninin yayımlanmasını talep edebilir. Sulh ceza mahkemesi bu talebi 3 gün içinde duruşmasız olarak karara bağlar. Bu karara karşı itiraz yolu açıktır.  Kararına itiraz edilen mahkemenin de 3 gün içinde itiraza karşı karar vermesi gerekir ve verilen bu karar kesin olup itiraz edilemez. Sulh ceza mahkemesi düzeltme ve cevap hakkının yayınlanmasına karar verirse kararın tebliğinden itibaren süreler işlemeye başlar. Kararın tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde cevap ve düzeltme metni basılı yayın organında yayımlanmalıdır.

Av. Osman Talha YILDIZ

 

This function has been disabled for Avukat Osman Talha Yıldız.

Yardıma mı ihtiyacınız var?