Osman Talha YILDIZ

Makaleler
FİRAR EDEN MAHKUM NE KADAR CEZA ALIR?

Artan suç oranlarının da etkisiyle maalesef ki cezaevleri gün geçtikte dolmaya devam ediyor. Genelde cezalarının büyük bir kısmını kapalı ceza infaz kurumlarında geçiren mahkumlar, açık cezaevlerine geçtikten sonra zaman zaman bu yerlerden firar ediyorlar. Bu gibi durumlar karşısında ise vatandaşın aklına; “Hapishaneden kaçmak suç mu?” “Mahkum kaçarsa ne olur?” “Firar eden mahkum ne kadar ceza alır?” gibi sorular gelmektedir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 292. Maddesinde düzenlenen hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu; “Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Şeklinde düzenlenmiş olup, cezaevinden kaçan hükümlü ya da tutuklunun cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Hükümlü ya da tutuklunun kaçması suçu; “tutukevinden veya cezaevinden kaçma” ve “gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçma” şeklinde olmak üzere iki şekilde işlenebilir. Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun hükümleri;

1-) Ceza infaz kurumu dışında olsa bile, hükümlü olarak dışarıda çalışan kişilerin kaçması halinde uygulanır.

2-) Hapis cezası, adli para cezası yaptırımından çevrilen kişilerin kaçmaları halinde de firar suçu hükümleri uygulanır.

Hükümlü veya tutuklunun açık cezaevinden dışarı çıkarak geri dönmemesi halinde hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu (firar suçu) işlenmiş olur. Örneğin izinden dönmeyen ya da izin süresinin bitmesinin üzerinden iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlü hakkında da hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu hükümleri uygulanır.

Firar eden kişiye verilecek ceza

Hükümlü veya tutuklunun ceza infaz kurumlarından, tutukevlerinden veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması halinde, kaçan tutuklu veya hükümlünün cezalandırılacağı yaptırım altına alınmıştır. Hükümlü ya da tutuklunun görevli bir kimseye karşı zor kullanarak ya da bu kimseyi tehdit ederek tutuklu ya da hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumundan kaçması durumunda bu kimseye verilecek ceza oranı artacak olup, bu kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Bu suçun, silahla işlenmesi veya birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi halinde ise, verilecek ceza miktarı bir katına kadar artırılır. Hükümlü ya da tutuklunun kaçması suçunu işleyen kişinin bu suçun işlenmesi esnasında kasten yaralama suçunun (ağırlaşmış halinin) veya kasten öldürme suçunun vuku bulması ya da yine suçun işlenmesi sırasında herhangi bir eşyaya zarar vermesi durumunda ayrıca işlenen bu suçlara ilişkin hükümlere göre ceza verilir. Hükümlü ya da tutuklunun kaçması suçu için düzenlenen bu hükümler aynı zamanda ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adlî para cezasından çevrilmiş olan kimseler hakkında da uygulanır.

Şüphelinin yakalanması hakkında verilen karar, kişinin tutukluluk veya hükümlülüğünden kaynaklanmıyorsa, kaçan kişi hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu hükümleri uygulanamaz. Örnek vermek gerekirse tutuklu veya hükümlü olmayan kişinin üzerinde bulunan uyuşturucu madde ile kolluk kuvvetlerine yakalanması ve kaçması durumunda kişi hakkında tutuklu ve hükümlünün kaçması (firar) suçu hükümleri uygulanamaz, kişiye tutuklu ve hükümlünün kaçması suçundan ceza verilemez.

Av. Osman Talha YILDIZ

 

Makaleler
Haberleşmenin Engellenmesi

Haberleşme ve teknolojik cihazlar aracılığı ile iletişim, gelişen dünyanın olmazsa olmaz bir parçası haline geldi. Telefon, internet ve bunun gibi iletişim araçlarının kullanımı ile hukuk sistemimizde de değişiklikler meydana geldi. Haberleşmenin zorunlu ve gerekli olduğu dünyada, hukuka aykırı yollarla haberleşmenin bir kişi tarafından engellenmesi de Türk Ceza Kanunu bağlamında suç teşkil etmektedir.

Herkes, haberleşme özgürlüğüne sahip olup, özel hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Bu suç Türk Ceza Kanunu’muzda, haberleşmenin güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamak ve haberleşmenin engellenmesini önlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Türk Ceza Yasamızın 124. Maddesinde kişilere karşı suçlar bölümünün hürriyete karşı suçlar başlığı altında haberleşmenin engellenmesi halinde eylemi gerçekleştiren kişiye verilecek cezalar düzenlenmiştir.

Haberleşmenin engellenmesi; Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi halinde de bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Haberleşmenin engellenmesi suçu üç şekilde işlenebilir. Bunlar;

1-) Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi

2-) Kamu kurumları arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi

3-) Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi şeklinde işlenebilir.

İnternet üzerinden bir yayının engellenmesi veya internet, telefon gibi kitle iletişim araçları üzerinden haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi suç teşkil edecek olup, kişiler arasındaki haberleşmenin engellenmesi, kamu kurumları arasındaki haberleşmenin engellenmesi veya basın ve yayın organının yayınının engellenmesi şeklinde işlenmesine göre ceza miktarında değişiklik olacaktır.

Örnek vermek gerekirse; posta dağıtıcısının dağıtması gereken mektupların bazılarını açması, bazılarını ise teslim etmemesi, kişiler arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı şekilde engelleme suçunu oluşturur.

Aynı şekilde zorla arabaya bindirilen kişinin başkalarına haber vermesini engellemek de haberleşmenin engellenmesi suçunu oluşturur.

Bir başka kimsenin telefonundaki hattını kırmak eylemi de bu suçu oluşturur. Önemli olan husus suç failinin haberleşmeyi engelleme amacı ile hareket etmesidir. Bir kimsenin Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya hesaplarını bir yazılım kullanarak hesabının etkisiz hale getirilmesi, dolayısıyla da haberleşme özgürlüğünün engellenmesi bu suçu meydana getirir.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
GÜRÜLTÜYE NEDEN OLMA SUÇU

Her birey, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşama hakkı kimsenin elinden alınamaz. Çevre düzenini korumak, çevrenin kirlenmesini önlemek ve çevre sağlığını korumak devletin görevi olduğu kadar vatandaşların da ödevidir. Gürültüye neden olmama suçu da çevrede yaşayan vatandaşların birbirine karşı sorumluluklarındandır.

Türk Ceza Kanunu’nun 183. Maddesinde çevreye karşı suçlar başlığı altında gürültüye neden olma suçu düzenlenmiş ve hüküm altına alınmıştır. Madde metninde; “İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi”nin cezalandırılacağı belirtilmiş ve failin “iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı ifade edilmiştir.

Gürültüye neden olma suçundan bir kişiye ceza verilebilmesi için, yapılan gürültünün bir başkasının sağlığının zarar görmesine neden olacak derecede yüksek olması gerekir.

Gürültüye neden olma suçunun oluşması için, yapılan gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olması gerekli ve yeterlidir. Suçun oluşması için mağdurun, gürültüye maruz kalması nedeniyle mutlaka sağlığının bozulması da gerekmez.

Kabahatler Kanunu’ndaki yeri

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36. Maddesinde “Gürültü” başlığı altında düzenlenen madde metninde ise; “Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.” Şeklinde düzenlenmiş ve bir başkasının huzurunu bozacak şekilde gürültüye neden olunması halinde idari para cezası yaptırımı uygulanacağı belirtilmiştir.

Çevre Kanunu’ndaki Yeri

2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 14. Maddesinde yine gürültü başlığı ile düzenlenen madde de ise; “Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır. Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlara indirilmesi için faaliyet sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır.” Şeklinde düzenlenmiş ve aynı kanunun 20. Maddesinde fiilin kişinin huzurunu bozacak şekilde gerekli tedbirlerin alınmaması şeklinde yapılması durumunda idari para cezası uygulanacağı şeklindedir.

Bu Kanunun 14. maddesine göre çıkarılan yönetmelikle belirlenen önlemleri veya gerekli izinleri almayan veya standartlara aykırı şekilde gürültü ve titreşime neden olanlara, konutlar için 400 Türk Lirası (2.171 TL), ulaşım araçları için 1.200 Türk Lirası (6.555 TL), işyerleri ve atölyeler için 4.000 Türk Lirası (21.903 TL), fabrika, şantiye ve eğlence gürültüsü için 12.000 Türk Lirası (65.750 TL) idarî para cezası verilir.

30/12/2021 tarihli ve 31705 (2.Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2022/1 sayılı Tebliği ile bu bentteki 1/1/2022-31/12/2022 tarihleri arasında uygulanacak idari para cezaları metne parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir.

Son olarak gürültüye neden olma suçu herhangi bir şikayet süresine tabi olmayıp, savcılık nezdinde her zaman soruşturulabilir. Gürültüye neden olma suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. İşlenen suç bakımından dava zamanaşımı süresi olan 8 yıllık süre geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
ISRARLI TAKİP SUÇU NEDİR?

Geçtiğimiz haftalarda ele aldığımız kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan ayrı bir suç olarak hüküm altına alınan ısrarlı takip, bir kimseyi bizzat ısrarlı bir şekilde takip etmek ya da iletişim araçları yoluyla takip ederek kişi veya yakınları üzerinde huzursuzluk oluşmasına sebep olmak şeklinde ifade edebiliriz.

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenen ısrarlı takip suçu; “Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan” kişinin cezalandırılacağı şeklindedir. Ancak suçun;

  1. Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
  2. Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
  3. Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi, hallerinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Israrlı takip suçu, ısrarlı bir şekilde, bir kimseyi fiziken takip etmek veya farklı araçlar vasıtasıyla temas kurmaya çalışmak ve bunun sonucu olarak da o kişinin huzursuzluğuna, kendisi veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olunması durumunda suçun varlığından bahsedilir. Bir kimseyi sosyal medya ya da sosyal ağlar üzerinden olağan sınırları aşan, bir kimseyi huzursuz eden ve güvende hissetmesini engelleyen nitelikte yapılan “stalk” eylemi de ısrarlı takip suçunu oluşturur.

Türk Ceza Kanunu hangi fiillerin ısrarlı takip suçunu oluşturacağını aynı maddede belirtmektedir. Israrlı takip eylemlerinden birinin gerçekleştirilmesi dahi, bu suçun oluşması için yeterlidir. Bu eylemler;

1-) Israrlı bir şekilde bir kimseyi fiziken takip etmek,

2-) Bilişim sistemlerini, haberleşme ve iletişim araçlarını araç olarak veya üçüncü kişileri aracı olarak kullanarak ısrarlı bir şekilde temas kurmaya çalışmak

Israrlı takip suçunun cezası nedir?

Israrlı takip suçu için kanunda faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde bu suçta verilecek temel ceza belirlenmiştir. Ancak yukarıda ifade ettiğimiz aynı maddenin a, b ve c bendinde sayılan nitelikli hallerin varlığı halinde ise “faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verileceği” cezanın artırılacağı şeklinde hüküm altına alınmıştır.

Israrlı takip suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Bu suçta şikayet süresi ise 6 aydır. Bu suç için dava zamanaşımı süresi ise 8 yıl olup, hakkında soruşturma başlatılmayan ya da kovuşturmanın başlamasıyla hakkında açılan dava süreci henüz tamamlanmayan kişi, bu suç kapsamında yargılanamayacak ve dava zamanaşımına uğrayacaktır.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
DİLENCİLİK YAPMAK SUÇ MUDUR?

Geçmişten günümüze kadar gelen süreçte, ülkemizde oldukça yaygın olan dilencilik, günümüz dünyasının hemen hemen her yerinde beden veya ruh bakımından kendisini idare edemeyen kimseler tarafından yapılıyor. Kimi zaman kendi yaşamlarını idame edemeyen kişiler tarafından yapılan dilencilik eylemi, bazı durumlarda ise bu kişilerin araç olarak kullanılması şeklinde karşımıza çıkıyor. bu gibi durumlar karşısında akıllara; “Dilencilik yapmak suç mudur?” “Dilencilik yapmanın cezası nedir?” Şeklinde sorular geliyor.

Türk Ceza Kanunu’muzun 229. Maddesinde düzenleme alanı bulan dilencilik, genel ahlaka karşı suçlar başlığı altında; “Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi”nin cezalandırılacağı şeklinde tanımlanmış ve bu eylemi yapan kişilerin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı şeklinde düzenlenmiştir. Ancak dilencilik suçunun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmiştir. Dilencilik suçunun, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması halinde ise verilecek ceza bir kat artırılacaktır.

Türk Ceza Kanunu’nda, bir kişiye dilencilik yaptırmak suç olarak düzenlenmiş olup, kişinin kendisi tarafından yapılan dilencilik fiili suç olarak tanımlanmamış, kabahat olarak düzenlenmiş ve idari para cezası yaptırımı uygulanır.

Kabahatler Kanunu’nun 33. maddesinde yer alan düzenleme ise dilencilik eyleminde, dilencilik yapan kişiye elli Türk lirası idarî para cezası verileceği şeklindedir.

Engellilere ve çocuklara dilencilik yaptırılması ve dilencilik suçunda araç olarak kullanılması suç olarak tanımlanmış; bu suç ile çocukları ve engelli kişileri, dilencilikte araç olarak kullanarak başkalarının duygularının istismar edilmesinin ve haksız kazanç elde edilmesinin önüne geçilmek istenmektedir.

Dilencilik suçunda mağdur olan kişinin rızasının olması suçu hukuka uygun hale getirmez. Ancak şartların varlığı ve zorunluluk halinde dilencilik suçunun işlenmiş olması dilencilik eylemini hukuka uygun hale getirebilir.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
KİŞİLERİN HUZUR VE SÛKUNUNU BOZMA SUÇU

Günümüzde gerek sosyal ağlar üzerinden telefon, mesaj gibi araçlar ile, gerekse gürültü yaparak (örneğin apartmanda sürekli olarak yapılan gürültü) bireyleri rahatsız eden durumlar ortaya çıkabiliyor. Bir kimsenin iletişim araçları yolu ile ısrarla rahatsız edilmesi veyahut bir kimsenin, gürültü yapmak suretiyle komşusunu sürekli olarak rahatsız etmesi sonucunda kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu oluşuyor.

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu Türk Ceza Kanunu’nun 123. Maddesinde düzenlenmiş olup, bu suç ile kişilerin iç huzuru korunmak istenmiş ve kişilerin psikolojik, ruhsal bakımdan huzur içinde yaşaması amaçlanmıştır. Madde metninde;

“Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.” Şeklinde kanunda hüküm altına alınmış ve mağdurun şikayeti üzerine suçun oluşacağı belirtilmiştir.

Bir kimseye ısrarla telefon edilmesi veya o kişinin sırf huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla gürültü yapılması halinde kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu oluşacaktır. Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun oluşması;

1-) Israrla telefon etmek

Mağduru Whatsapp, Facebook, İnstagram gibi uygulamalar aracılığı ile sürekli olarak aramak, görüntülü aramak, mağdura her türlü sosyal medya uygulamasından mesaj göndermek gibi durumlar da bu suçu oluşturur. Ancak fail tarafından arama ya da mesaj yolu ile yapılan eylemin, ısrarlı ve mağduru rahatsız edecek boyutta birden fazla olması gerekir.

2-) Israrla gürültü yapmak

Failin mağduru, rahatsız edecek derecede ısrarlı bir şekilde gürültü yapması ile de kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu işlenebilir. Yapılan gürültünün duyulması ve gürültünün mağduru rahatsız etmesi gerekir. Bir binada failin, sırf komşusunu rahatsız etmek maksadıyla yaptığı ısrarlı gürültü de bu suçu oluşturur.

3-) Hukuka aykırı davranışlarda bulunmak

Failin, mağdura karşı hukuka aykırı ve rahatsız edici hareketlerde bulunması sonucunda da bu suç oluşur. Sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla ve huzur içinde bir hayat sürmesini engellemek maksadıyla başkaca bir hukuka aykırı harekette bulunmak bu suçun oluşması için yeterlidir.

Örnek vermek gerekirse, yolda yürüyen birinin yanından araç ile birden çok kez geçerek rahatsız edici davranışlarda bulunmak, bir kimsenin zilini ısrarla birden çok kez rahatsız etmek maksadıyla çalmak gibi eylemler de kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturur.

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun sosyal medya üzerinden işlenmesi de mümkündür. Bu suçu işleyen kişi tarafından, sosyal medya ve sosyal ağlar aracılığı ile mağduru, kasten ve ısrarlı bir şekilde (arama, mesaj gibi araçlarla) rahatsız etmesi gerekir. Suçun sosyal medya aracılığı ile işlenmesi için suçu işleyen failin, ısrarla mağdura “birden fazla mesaj atması veya araması sonucunda” kişi üzerinde ruhsal ve psikolojik olarak rahatsızlık oluşturması gerekir. Failin mağdura karşı tek bir mesaj ya da tek bir arama yapması, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu oluşturmaz.

Ancak yapılan eylemler sonucunda mağdurun dengesinin bozulduğu; ruhsal açıdan karışıklığa uğradığı hâllerde ise, kasten yaralama suçu söz konusu olacaktır.

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu şikayete bağlı suçlardan olup, şikayet hakkı failin ve fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Bu suçta zamanaşımı süresi ise 8 yıl olup, suçu işleyen kişi sonradan öğrenilse dahi en geç 8 yıl içinde şikayet edilmesi gerekir.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
ÇOCUĞUN KAÇIRILMASI VE ALIKONULMASI SUÇU

Günümüzde birtakım sebeplerden dolayı çocuk kaçırma ve kaçırılan çocuğun alıkonulması gibi suç teşkil eden eylemler ortaya çıkabiliyor. Velayet yetkisi kendisinden alınan velinin, çocuğu bakım ve gözetimi altında bulunduran kişinin yanından alması eylemi de Türk Ceza Kanunu bağlamında suç teşkil ediyor. Bazı unsurların varlığı halinde de Türk Ceza Kanunu’nda yaptırım altına alınan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun işlenmiş olduğu kabul edilir.

Veli, vasi ve akrabalar tarafından işlenmesi

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinde aile düzenine karşı suçlar bölümünde yer almaktadır. Kanun maddesinde;

“Velayet yetkisi elinden alınmış olan anne veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Şeklinde düzenlenmiş olup;

“Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz on iki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.” şeklinde zor kullanarak suçun işlenmesi durumunda ise cezada artırım yapılacağı şeklinde hüküm altına alınmıştır.

Yabancılar tarafından işlenmesi

Kanunda fiilin, “Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Evi rızasıyla da olsa terk eden çocuğun, bu durumunu ailesine ya da yetkili makamlara haberdar edilmemesi halinde de çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu işlenmiş olacağından, fail cezalandırılacaktır. Kanunda belirtilen bu hareketin cezalandırılabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekir.

1-) Çocuğun, anne babasının bilgisi ve rızası olmaksızın, kendi istek ve arzusuyla evi terk etmesi gerekir.

2-) Evi terk eden çocuğun kendi iradesi ile yabancı bir kimsenin yanına gitmesi veya onun yanında kendi isteği ile kalması gerekir.

Bu suç; “Velayet yetkisi kendisinde olmayan anne – baba ve akrabalarının işlediği çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu” ve evi kendi rızasıyla terk eden çocuğun yabancı bir kişi tarafından kaçırılması ve alıkonulması suçu şeklinde olmak üzere işlenebilir.

16 yaşını dolduran çocuğun velayet yetkisi olmayan anne, baba ya da üçüncü dereceye kadar kan hısımları tarafından, çocuğun “velisi, vasisi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin” yanından kaçırılması bu suçu oluşturmazken; anne ve baba arasındaki boşanma davası devam ederken çocuğun geçici velayeti kendisine verilmeyen anne veya baba tarafından kaçırılması halinde bu suç oluşur.

Av. Osman Talha YILDIZ

 

Makaleler
Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali

Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlal edilmesi suçu, aile içerisinde çocuğa karşı doğan bakım, eğitim gibi yükümlülüklerin ihlal edilmesi şeklinde olabileceği gibi; hamile eşin terk edilmesi ya da özen yükümlülüğüne aykırı davranış sergileyen anne ve babanın, çocuklarının sağlığını, güvenliğini tehlikeye sokması şeklinde de olabilir. Türk Ceza Kanunu’nun 233. Maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlal edilmesi suçu; aile düzenine karşı suçlar bölümünde yer alır.

Madde metninde; “Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali suçu şu üç durumda oluşur;

1-) Bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlali suçu

Eş, çocuk ya da bakıma ihtiyacı olan yaşlı anne babanın bakım, eğitim gibi ihtiyaçlarının karşılanmaması halinde bu suç oluşur. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunun oluşması için, suçu işleyen kişinin terk eylemini gerçekleştirmeden önce suç eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Aileyi terk ettikten sonra yapılan bu eylemler, bu suçu oluşturmaz. Aile hukukundan kaynaklanan bakım, eğitim gibi yükümlülüklerin ihlal edilmesi, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.

2-) Hamile kişiyi terk etme suçu

Hamile eşini, birlikte yaşadığı ve gebe kalmış olan evli olmayan bir kadını, çaresiz durumda terk eden kişi bakımından da aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali suçu oluşur.

3-) Anne ve babanın çocuklara zarar verecek şekilde davranması suçu

Anne veya babanın, velayet hakkı kaldırılmış olsa dahi sürekli olarak sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketleri sonucunda çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokması durumunda da bu suç oluşur.

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğünün ihlali suçları, birden çok seçimlik hareketle işlenebilen suçlardır. Suçun işlenebilmesi için kanunda belirtilen ve yukarıda saymış olduğumuz eylemlerden birisinin yapılması suçun işlenmesi için yeterli olacaktır. Bu suç ancak bir kişi tarafından bilerek ve isteyerek kasten işlenebilir. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir şekilde aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğünün ihlal edilmesi bu suçu oluşturmaz.

Şikayet süresi ve zamanaşımı

Aile hukukundan kaynaklanan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi hakkında yapılacak olan soruşturma veya kovuşturma şikayete tabidir. Şikayet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Ancak diğer fıkralar şikayete tabi olmadığından savcılık soruşturmayı re’sen başlatır.

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğünün ihlal edilmesi suçunun, işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içinde dava açılması gerekir. Dava açılmamış ya da açılan dava sona ermemiş ise 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolması sonucunda düşme kararı verilir.

Av. Osman Talha YILDIZ

 

 

Makaleler
Haksız İşgal Tazminatı Davası Nasıl Açılır?

Diğer adıyla ecrimisil olarak da adlandırılan haksız işgal tazminatı, bir yerin haksız bir şekilde işgal edilerek kullanılması sonucunda, ödenmesi gereken tazminata verilen isimdir. Diğer bir anlatımla bir taşınmaz malikinin rızası olmadan o taşınmazın bir başka kişi tarafından işgal edilerek kullanılması sonucunda, ödenmesi gereken tazminata haksız işgal tazminatı denir.

Söz konusu haksız kullanım sonucunda taşınmaz maliki, haksız kullanım sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini ve bu işgal sonucunda uğradığı zararın tazminat olarak ödenmesini talep edebilir. Haksız işgal nedeniyle uğranılan zararın tazmin edilebilmesi için ve ecrimisil davası açmak için birtakım şartlar bulunmaktadır. Bu şartlar;

1-) Haksız işgalin gerçekleşmiş olması gerekir. Taşınmaz malikinin rızası hilafına, taşınmazın kullanılması ile haksız işgal gerçekleşmelidir.

2-) Haksız işgalin iyi niyetli olmayan (kötü niyetli) işgal eden tarafından yapılmış olması gerekir. Kötü niyetli olarak haksız işgal yapan kişinin, durumdan haberi olmasına rağmen eylemi sürdürmesi.

3-) Malikin haksız işgal nedeniyle uğradığı zararın / taşınmaz maldan elde edemediği kar, haksız işgal sebebiyle olmalıdır. Uğranılan zarar ile yapılan eylem arasında illiyet bağı olmalıdır

4-) Haksız işgal tazminatı davası ile 5 yıllık geriye dönük zarar talep edilebilir. Zarara uğrayan kişinin 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açması gerekir.

Haksız işgal tazminatı nedeniyle dava açabilmek için öncelikle haksız işgal eylemi sebebiyle ihtarname gönderilmesi gerekir. Ecrimisil davasında ihtar şartı olarak bilinen bu aşamada karşı tarafın da itiraz etme hakkı vardır. Ecrimisil ihtarnamesi eline ulaştıktan sonra kişi 30 gün için bu ihtara itiraz edebilir

Miras paylaşımında ecrimisil davaları

Diğer adıyla ecrimisil davası olarak da adlandırılan haksız işgal tazminatı davası, miras paylaşımı sonrasında da talep edilebilir. Miras bırakılan malları haksız olarak işgal eden ve tasarruf sağlayan ve bunun üzerinden kazanç sağlayan mirasçılara karşı açılacak olan haksız işgal tazminatı davasında en önemli koşul ise intifadan men” şartıdır.

İntifadan Men

Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazdaki pay sahiplerinin ya da elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaz üzerinde miras ortaklarının, o taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi bulunan ve miras hakkından fazlasını işgal eden mirasçıyı kullanımdan men etmesine intifadan men adı verilir. Kısaca, taşınmazı haksız bir şekilde işgal eden kişinin bu duruma son vermesi gerektiğine dair bildirime intifadan men adı verilir.

Miras malı üzerinde haksız işgal yapılması nedeniyle dava açmak isteyen mirasçı, haksız işgal edilen ve yararlanılan taşınmaz sebebiyle mirasçılara dava açmadan önce ihtar olarak bildirim yapması gerekir. Bu bildirime intifadan men adı verilir.

Paylı mülkiyete konu ya da elbirliği mülkiyeti ile kullanılan bir taşınmazın mirasçıları, taşınmazın haksız işgale uğraması sebebiyle intifadan men bildiriminin yapılması koşulunun sağlanması ile ecrimisil davası açabilirler.

1-) Haksız işgal tazminatına konu miras kalan taşınmazın kamu malı olması halinde intifadan men bildirimi yapılması gerekmez.

2-) Haksız işgal edilen ve ecrimisil talep edilen taşınmaz, kiraya verilebilecek ve kazanç sağlanabilecek bir taşınmaz ya da doğal ürün veren bir alan olması halinde de intifadan men şartı aranmayacaktır.

3-) Miras kalan taşınmaz üzerinde haksız işgal yapan mirasçı hak iddia ederse ve dava konusu yapılan taşınmazın daha önceden bir davaya konu olması halinde intifadan men şartı aranmayacaktır.

Av. Osman Talha YILDIZ

 

 

 

 

 

 

 

Makaleler
RÖTARLI UÇUŞLARDA YOLCU HAKLARI NELERDİR?

Özellikle havaların soğumasıyla beraber zaman zaman hava koşullarına bağlı olarak rötarlı uçuşlar yaşanabiliyor. Bu nedenle uçak ile seyahat eden yolcular, uçağın rötar yapması nedeniyle gideceği yere zamanında yetişememesi gibi durumlarla karşılaşabiliyor. Bunun sonucunda ise yolcular birtakım zararlara uğruyorlar. Peki, rötarlı uçuşlarda yolcu hakları nelerdir?

Yolcuların satın aldıkları uçak bileti olmasına ve uçuş vaktinde havalimanlarında olmasına rağmen uçuşların iptali ya da uçuşun ertelenmesi gibi durumlarla karşılaşabiliyorlar. Bu durumlar karşısında yolcular, havayolu ile seyahat eden yolcular hakkında yönetmelik hükümleri gereğince haklarını talep edebilirler.

Havayolu iİe Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik, uçuşların tehiri başlıklı 7. Maddesine göre; uçuşu icra eden hava taşıma işletmesi bir uçuşun planlanan hareket saatinden itibaren; 1500 kilometreden (1500 km dahil) daha kısa ve iç hatlardaki uçuşlar için iki saat veya daha fazla, 1500 ile 3500 (3500 km dahil) kilometre arası uçuşlar için üç saat veya daha fazla, 3500 kilometreden daha uzun uçuşlar için dört saat veya daha fazla, tehir edilmesini beklediğinde havayolu şirketi yolculara aşağıdaki hizmetleri sunmak zorundadır;

Rötar sebebiyle yolculara sunulması gereken hizmetler

1-) Yukarıda yönetmelikle belirlenen ve rötar yapan bir uçuştan dolayı havayolu şirketi, uçağın rötar süresini yolcuya bilgilendirmesi gerekir.

2-) Yolcu isterse ücretsiz olarak rezervasyon değişikliği yapabilir ve bilet ücretini iade alabilir.

3-) Yolcu, ücretsiz bir şekilde süre kısıtlaması olmaksızın iki defa telefon görüşmesi yapma hakkına sahiptir.

4-) Yolculara istedikleri yere faks ve e-mail çekme hakkı sağlanır.

5-) Yolcuların bekleme süresine uygun olarak havayolu şirketi tarafından yiyecek içecek ikramı sağlanır.

6-) Havayolu şirketi tarafından, lüzum üzerine yolcuya bir veya birden fazla gece otelde konaklama imkânı sağlanmak zorundadır.

Ancak rötarlı uçuşlar, mücbir sebepten kaynaklansa bile havayolu şirketi bu yükümlülükleri yerine getirmekle yükümlüdür. Uçuşun 2 saat ve daha fazla gecikmesi durumunda; yolcular, yiyecek içecek ikramı ve telefon, mail, telgraf gibi görüşme talebinde bulunabilir.

Uçuşun 5 saatten fazla gecikmesi durumunda ise; yolcular, bilet iadesi talep edebilirler. Yolcular, yeni bir uçuş bileti talep edebileceği gibi, biletin geri alınması / iadesi şeklinde de olabilir. Yolcular tarafından talep üzerine değiştirilen uçak bileti, normal uçuş gününden farklı bir gün olması halinde ise yolcu, havayolu şirketinden otel konaklaması ve ulaşımı talebinde de bulunabilir.

Ayrıca mağdur olan yolculara şartların oluşması halinde, havayolu şirketi tarafından iç hat uçuşları için 100 Euro’nun TL cinsinden karşılığı tutarında tazminat verilir. Dış hat uçuşlarında yolculara, 1500 kilometre veya daha kısa tüm uçuşlar için 250 Euro’nun Türk Lirası cinsinden karşılığı, 1500 ile 3500 km arası uçuşlar için 400 Euro’nun TL cinsinden karşılığı, 3500 km daha uzun uçuşlar için 600 Euro’nun TL cinsinden karşılığı, tutarında tazminat verilir. Tazminat alacaklarının Türk Lirası cinsinden karşılığı hesaplanırken biletin satın alındığı, yani bilet için ödemenin yapıldığı güne ait Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınır.

Sonuç olarak Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik’le birlikte rötarlı uçuşlarda, yolcular mağduriyetlerini havayolu şirketlerinden karşılayabilir. Koşullar oluşmuşsa yolcular havayolu şirketinden tazminat isteme hakkına da sahip olacaktır. Ancak, havayolu şirketi yönetmelik kapsamında zararı önlemek için tedbirleri almış olduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulur.

Av. Osman Talha YILDIZ

 

This function has been disabled for Avukat Osman Talha Yıldız.

Yardıma mı ihtiyacınız var?