15 Şubat 2023

Makaleler
Şantaj suçu nasıl işlenir?

Türk Ceza Kanunu’nun 107. Maddesinde düzenlenen şantaj suçu, ceza yasamızın hürriyete karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişinin” cezalandırılacağı, şeklinde hüküm altına alınmış ve bu suçu işleyenlerin bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Bir kimsenin hırsızlık yapan birini ihbar edeceğine yönelik o kişiden sürekli olarak para alması şantaj suçuna örnek olarak verilebilir.

Şantaj suçunda genellikle suçun faili, mağdurun müstehcen fotoğraflarını ya da videolarını sosyal ağlar aracılığı ile yayacağını öne sürerek mağdura karşı şantaj yapmaktadır. Bu durum da Anayasa ve diğer yasalarda kişisel veridir ve fail kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kullanılması ve yayılması suçunu işlemiş olur.

Ayrıca trafikte bir kişinin, bir polisi rüşvet alırken görüp video çekerek “polisten para istemesi ve vermemesi durumunda bu kayıtları savcılığa ibraz edeceğini söylemesi de” şantaj suçunu oluşturur.

Şantaj suçunu işleyen kimsenin, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Şantaj suçu şu şekillerde işlenebilir;

1-) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlama şeklinde şantaj suçu ve haksız çıkar sağlamaya zorlama suretiyle şantaj suçu,

2-) Bir kimsenin şeref veya saygınlığına zarar verecek mahiyette olan hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidi ile şantaj suçu şeklinde işlenebilir.

Şantaj suçunda, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlama durumu söz konusudur. Bundan dolayıdır ki, bu suç ile, kişinin özgürlüğü, kişi güvenliği, kişinin karar verme ve irade hürriyeti korunmaktadır. Şantaj suçunun işlenmesi sonucunda Kişinin hür iradesi ile karar verebilmesi engellendiği için fail cezalandırılır.

Şantaj suçunu işleyen kişi, fotoğraf, video, mesaj gibi araçlarla kişinin mahrem bilgilerini kullanarak ve yayarak kişiyi bir şeyi yapmaya zorlar. Şantaj suçu, kişinin özel hayatı ile ilgili olmakla birlikte şantaj suçunun işlenmesi halinde özel hayatın alenileşmesi ve özel hayatın gizliliği de ihlal edilmektedir.

Şantaj suçu internet ve telefon aracılığı ile işlenebileceği gibi kişinin fotoğrafını ve videosunu çekerek, o kimseyi bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya zorlamak şeklinde de işlenebilir.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
CEZALARIN CAYDIRICILIĞI

Vatandaşlar bir suç işlediklerinde, işledikleri suçun ağırlığı nispetince belli birtakım cezalarla karşı karşıya kalırlar. Suç işleyen kişinin yargılanması sonucunda verilecek cezalar suç işleme zamanı, suçun işlendiği yer, suçun kime karşı işlendiği ve bunun gibi suç vasfında ve suçun ceza yaptırımında ağırlaştırıcı veya hafifletici sebepler olarak nitelendirilebilir.

Cezaların amacı suçluyu ıslah etmektir. Bir kimseye ne kadar ağır bir ceza yaptırımı uygulanırsa o kişinin bir suç işlemesi o kadar korkutucu olacağı kanaati oluşmuştur. Suç işleyen bir kimsenin cezalandırılması sonucunda cezaevine giren sanıklar, genel anlamda suç işleme iradesi olmayan ya da bir anlık öfke sonucunda ne yazık ki olayın etkisiyle suç işleyen kimselerdir.

Yasalarımızda suç sayılan eylem ve hareketlere karşı suçu işleyen kimseye uygulanan yaptırım “ceza” olarak tanımlanır. Cezaların caydırıcı olmasında esas ilke olarak verilen cezanın ağır bir caydırıcılığının olmasının yanı sıra mutlak bir şekilde uygulanabilir bir ceza olmasıdır. Bunun yanı sıra verilen cezaların kişi üzerindeki etkisinin telafi edilebilir olması da gerekir.

Verilen bir cezanın ağır olmasının mı, yoksa cezanın ağırlığından ziyade cezanın caydırıcılığının ne gibi kıstaslar ile ortaya çıkacağı önem arz etmektedir.

Bir kişiye, bir suç işledikten sonra verilen ceza sonucunda kişinin özgürlüğünün bir ömür kısıtlanması, yine kişinin mal varlığında büyük oranda eksilme ve bunun gibi durumların ortaya çıkması, kişiye esasen alması gereken cezadan fazla ceza tayini bireyleri hem psikolojik olarak etkileyecek hem de devlete olan güvenini sarsacaktır.

Aynı zamanda adam öldüren bir kişiye verilecek cezanın, Türk Ceza Kanunu’nda yaptırım altına alınan cezadan daha az bir cezaya hükmedilmesi de bu bağlamda vatandaşların devlete ve hukuka olan güvenini sarsacaktır.

Türk Ceza Hukuku’nda ceza hukuku yaptırımları, cezalar ve güvenlik tedbirleri olarak bir ayrıma tabi tutulmuştur ve suç teşkil eden bir eylemin, verilecek bir cezanın, hangi miktarda tatbik edileceğinin açıkça belirlenmiş olması gerekir.

Bir kimseye işlediği bir suçtan dolayı ceza verilirken;

1-) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.

2-) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.

3-) Ceza yasa tarafından gösterilmelidir. Cezalar eşit olmalıdır ve cezalar derecelendirilebilir olmalıdır.

4-) Ceza adli hata halinde geri alınabilmeli, diğer bir anlatımla tamir edilebilir olmalıdır. Ceza devlete mümkün olduğu kadar az yük getirmelidir.

5-) Cezanın şahsiliği ilkesi uyarınca, yaptırım sadece suç işleyen faile uygulanmalıdır.

6-) Kişiye verilecek ceza, suçun ağırlığıyla orantılı ve etkili olmalıdır.

7-) Ceza insancıl ve ahlaki olmalıdır. Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya tabi tutulamaz.

Sonuç olarak bir suça karşı uygulanacak olan müeyyidenin, vatandaşların suç işlemesini ve suç işleyen bir kimsenin tekrar suç işlemesini engelleyen caydırıcılıkta olmalıdır. Cezaların caydırıcılığı, insani değerleri yok eden devlet anlayışından ziyade “suçu engelleyen ve işlenen suçlara karşı uygulanan yaptırımları uygulayan” bir devlet anlayışında olmalıdır.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
SUÇU BİLDİRMEMEK SUÇ MUDUR

Hukuk devletinde yaşamamızın sonucu olarak hepimizin vatandaş olarak hukuka uygun bir yaşam sürdürme yükümlülüğümüz vardır. Suç işlemenin cezası bulunurken, suç işleyen bir veya birden çok kişiyi bilip, yetkili mercilere bildirmemenin sonucunda ne gibi bir yaptırımı olur? Suçu bildirmeme suçu TCK’nın 278. maddesinde yer alan bir suç tipidir. İşlenmekte olan veya işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verilen sonuçların halen sınırlanması mümkün olan suçları yetkili makamlara bildirmeyen kişiler, suçu bildirmediği sebebiyle üst sınırı bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Örneğin uyuşturucu ve uyarıcı madde satma suçunda uyuşturucu maddeyi bir evde satmak için saklayan kişiyi bilerek, bu suçun neticesini yetkili makamlara bildirmemek bu suça örnek olarak verilebilir. Bu örnekte suçu bildirmeme suçunun oluşabilmesi için uyuşturucu maddenin satımının gerçekleşmesi gerekir. Bu durumda bu suçu bilen bir kişinin yetkili makamlara da bildirmesi gerekir.

İşlenen bir suçu yetkili makamlara bildirme yükümlülüğü hem bir hak hem de bir sorumluluktur. Mağdurun on beş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, verilen ceza yarı oranında arttırılır.

Bu düzenlemenin getirilmesinin sebebi madde hükmünde sayılan kimselerin yaş küçüklüğü, malullük benzeri sebeplerden kendilerine işlenen bir suça karşı kendilerini savunmaktan yoksun olmalarıdır. Suçu bildirmeme suçunun tek istisnai hali ise, tanıklıktan çekinme hakkına sahip olanların bu suçu bildirmemesidir. Bu kişilerin suçu bildirmemesi halinde haklarında cezaya hükmolunmaz. Tanıklıktan çekinme hakkına sahip olanlar ikiye ayrılır. Bunlar; kan hısımlığı sebebiyle tanıklıktan çekinme hakkına sahip olanlar veya meslekleri sebebiyle tanıklıktan çekinebilecek olan bazı kişilerdir.

Bu duruma örnek olarak doktorlar verilebilir. Doktorlar meslekleri sebebiyle bazen şüphelilere karşı tıbbi müdahalede bulunmak zorunda kalabilirler. Bu tür zaruri durumlarda doktorların, bu hususu bildirme yükümlülükleri de bulunmamaktadır. Bu husus doktrinde tartışmalı olmakla birlikte madde hükmünde sayılan tanıklıktan çekinebilme hakkına sahip olan kişilerin, suçu bildirme yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde cezai bir yaptırımı bulunmamakta olup, kişiye eylem sebebiyle ceza verilmez.

Av. Osman Talha YILDIZ

This function has been disabled for Avukat Osman Talha Yıldız.

Yardıma mı ihtiyacınız var?