4 Mayıs 2022

Makaleler
Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Boşanma davalarında mal paylaşımı eşlerin, evliliğin devamı süresince edinmiş olduğu taşınır, taşınmaz her türlü mallarını evliliğin mahkeme kararı ile sonlanmasından sonra eşler arasında eşit bir şekilde paylaştırılması şeklinde ifade edebiliriz.

Türk Medeni Kanunu ile 01.01.2001 tarihi itibariyle eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanıyor. Edinilmiş mallara katılma rejiminde, boşanan eşler, evlilik birliği devam ederken edinilen malları eşit olarak alıp ayrılıyorlar.

 Boşanma davası ile birlikte açılan mal paylaşımı davalarında, eşler arasında evlilik birliği devam ettiği sürece edinilmiş olan mallar yarı yarıya paylaştırılır. Ancak eşler tarafından evlenmeden önce alınan mallar kimin üzerine kayıtlı ise onda kalır. Mal paylaşımı davalarında, kişisel mallar bu kapsamın dışındadır. Kişisel mal kim tarafından alınmış ise mal paylaşımından sonra da o kişide kalır.

Kişisel mallar

Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesine göre kişisel mallar; Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevî tazminat alacakları, Kişisel mallar yerine geçen değerler olarak ifade edebiliriz.

Eşler arasında yapılacak sözleşme ile kararlaştırılabilen kişisel mallar ise; Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.

Edinilmiş Mallar

Edinilmiş mal, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

Çalışmasının karşılığı olan edinimler, Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, Kişisel mallarının gelirleri, Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Türk Medeni Kanunu’na göre, belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden kimse bunu ispatlamakla mükelleftir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde bir diğer mal türü de paylı mallardır. Kime ait olduğu belli olmayan mallar her iki eşin de paylı mülkiyetinde sayılır. Bu mallar da eşler arasındaki mal paylaşımında edinilmiş mal olarak kabul edilir. Ancak daha üstün bir yararı olduğunu ispatlayan eş diğerinin payını ödeyerek malın bölünmeden kendisine verilmesini de isteyebilir.

Mal Paylaşım Davası

Boşanan eşler arasındaki malların belirlenmesi mal paylaşımı davası ile yapılır. Mal paylaşım davası, boşanma davasıyla birlikte açılamaz. Ayrı dava olarak açılmalıdır. Eşler arasında açılan mal paylaşımı davasında eşlerin hangi mal rejimini seçtikleri öncelikle önem arz eder. Eşler arasında herhangi bir mal rejimi belirlenmemişse yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi seçilmiştir ve buna göre edinilmiş malların tasfiyesi yoluna gidilir.

Mal rejimi tasfiyesinde eşler birbirinden; katılma alacağı, bir malın değer artış payının alacağı ve o mal üzerindeki katkı payı alacağını talep edebilir.

Katılma alacağı, eşlerin edinilmiş mallarının tasfiyesi sonucunda ortaya çıkan artık değer üzerinde belli bir oranda sahip oldukları alacaktır. Bu oran, artık değerin yarısıdır.

Eklenecek değerler ise TMK’nın 229. Maddesinde belirtilmiştir. Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

1-) Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar.

2-) Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. 

Eşler arasındaki mal paylaşımı davasında talep edilen değer artış payı alacağı ise, eşlerden birinin diğer eşe ait olan bir malın edinilmesine, parasal bir katkı sağlamış ve bu katkı sonucunda bu malda herhangi bir değer artışı meydana gelmişse diğer eşin katkısı oranında bu mal üzerinde bu eşin alacaklı olduğunu ifade eder.

Yani kısaca değer artış payı, boşanma sonrası eşler tarafından mal ayrılığı davasında talep edilen “diğer eşe ait mala hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın yapılan katkı sonucu o malda meydana gelen değer artışı ile ortaya çıkan” alacaktır.

Av. Osman Talha YILDIZ

Makaleler
Velayet altındaki çocuğun yurt dışına götürülmesi

Günümüzde belirli nedenler dolayı anlaşamayan eşler boşanma kararı alıyor. Boşanma kararının ardın ayrılan çiftler hukuksal açıdan birçok sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Özellikle velayet sürecinde bazı sorular sıkça merak ediliyor. Eşler arasında boşanma kararı verildikten sonra gündeme gelen ve ortaya çıkan sorunlardan biri de müşterek çocuğun anne ya da babadan biri ile birlikte yurt dışına çıkarken diğer eşin muvafakatini alıp almaması gerektiğidir. Özellikle de eşler, boşandıktan sonra müşterek çocuk ile yurtdışına çıkmak istediğinde bu husus önem arz etmektedir.

Velayet altındaki çocuğun yurtdışına çıkış izni, “müşterek çocuğun anne ya da babadan biri ile yurtdışına gitmesi gerektiğinde, yurtdışına çıkmayan diğer eşten alınması gereken” izindir. Ülkemizde bu durum, velayeti annede olan çocuğun yurt dışına çıkması durumunda babanın onayı ve muvafakatinin olmasının gerekliliği şeklinde karşımıza çıkıyor. Bu durum karşısında babadan onay alınıp alınmayacağı sorusu akıllara geliyor.

Velayeti annede olan müşterek çocuk, seyahat amacıyla yurtdışına çıkması durumunda velayeti anne tarafından kullanılan müşterek çocuğun yurtdışına gidişi esnasında velayet hakkı sahibi olmayan diğer eşten izin alınmasına gerek yoktur. Ancak yurt dışına kaçırma ve çocuğun yurt dışına yerleşmesi amacıyla müşterek çocuğun yurt dışına çıkarılması ve bu durumun ispatı halinde diğer eş tarafından mahkemeye başvuru yapılarak müşterek çocuğun yurt dışına çıkışı engellenebilir.

Bir diğer durum da şu ki, boşanma davası kararı verildiği zaman genelde çocuk velayeti ve müşterek çocuk ile kişisel ilişki düzenlenir. Bu kişisel ilişki tayininde velayeti kendisine bırakılmayan eş ile müşterek çocuk arasında haftanın belirli günleri ve saatlerinde görüş zamanları düzenlenir. İşte tam da bu durum karşısında kendisi ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenen eş, velayeti kendisinde bulunan diğer eşin çocuğu yurtdışına çıkartması durumunda bu durum, bu seyahat amaçlı olsa da diğer eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişki (görüş) hakkını ihlal etmemelidir.

Velayeti hakkı elinde bulunan eşin, çocuğu yurtdışına uzun süreli ya da yurt dışına yerleşmek amacıyla götürmesi halinde, velayet hakkının kötüye kullanılmış olur. Bu durumda velayet sahibi eşin, başka bir ülkeye yerleşmesi halinde ise, diğer eş velayet hakkının değiştirilmesi davası açabilir.

18 yaşından küçük çocuklar yurt dışına çıkarken noter huzurunda evli olan anne-babadan muvafakatname yani çocuğun yurtdışına çıkış izni belgesi alması gerekir. Anne -babanın boşanmış olması halinde ise velayet hakkını elinde bulunduran kişinin tek başına muvafakat vermesi yeterli olacak ve diğer eşin rızası aranmayacaktır.

Özetlemek gerekirse;

  • Velayeti kazanan anne veya baba, çocuğu yurtdışına geçici ya da kalıcı olarak beraberinde götürebilmektedir.
  • Velayeti bulunan anne ve babanın diğer eşin rızasına ihtiyacı yoktur.
  • Mahkemeden de bir karar alınmasına gerek bulunmamaktadır.
  • Müşterek çocuk için diğer eşin rızası bulunmaması nedenine dayalı olarak vize verilmemesi halinde, diğer eşin rızasının bulunmaması durumunda mahkemeden bu yönde karar verilmesi istenmelidir.

Av. Osman Talha YILDIZ

This function has been disabled for Avukat Osman Talha Yıldız.

Yardıma mı ihtiyacınız var?